Bilim Ofisi | Müzik ve Beyin
145
post-template-default,single,single-post,postid-145,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Müzik ve Beyin

Müziği, insanlar pek çok farklı şekilde tanımlamaktadır. Bazıları, birbiriyle uyumlu seslerin bir araya gelerek ritmik bir yapı kazanmasını ve kulağımıza hoş duyulan her sesi müzik olarak tanımlarken, bazıları duygu, düşünce ve imgeleri teksesli ya da çoksesli olarak anlatma sanatı olduğunu belirtir. Bazıları da bir araya gelen ses dalgalarının oluşturduğu uyumlu, ritimli ve insanda duygular oluşturan kompozisyonların müzik olduğunu vurgular. Ayata ve Aşkın’ın (2008) “Müziğin Beynin Bilişsel Fonksiyonlarına Olan Etkisi” adlı makalesinde, Sergent ‘den aktardıklarına göre; müzik, farklı perdeleri, armonik bir düzende, farklı süre, yoğunluk ve tınıda bir araya getirebilme sanatıdır. Yani insan zekasının, hatta insan beyninin yarattığı bir olgudur.  Müziğin tanımı farklı farklı olsa da etkileri, müziğin türüne göre hemen hemen tüm insanlarda aynı olduğu farklı araştırmalar sonucu ortaya konmuştur.

Uzmanlar müziğin etkisini uzun süredir incelemektedirler. Uluğbay, S. ‘ın da paylaştığı gibi (2013) bu alandaki ilk çalışma “Mozart Etkisi” adını taşıyan bir deneydir. 14 Ekim 1993 yılında “Nature” dergisinde de yayımlanan bu araştırma kısa sürede popüler olmuş ve toplumda etkilerini hemen göstermiştir. Rauscher ve arkadaşları 36 lise öğrencisine üç ayrı gruba ayırmıştır. Bir gruba 10 dakika Mozart’ın bir eserini, bir gruba da başka bir new age tarzında müzik dinletmişlerdir. Üçüncü gruba hiçbir müzik dinletmemişlerdir. Daha sonra onlara uzaysal-mekansal becerileri ölçen bir etkinlik yaptırmışlardır. Bu çalışmanın sonucunda Mozart dinleyen grup bu etkinliği çok daha iyi yapmıştır. Bunun üzerine “klasik müzik bilişsel becerileri artırıyor” diye bir sonuç çıkarmışlardır. Bu sonuç o zamanlarda büyük bir yankı yaratmış ve “klasik müzik zekayı artırır” algısı ya da yanılgısı oluşmuştur.

Mozart etkisi yanılgısı artınca, başka araştırmacılar bu etkiyi daha derinlemesine araştırmaya karar verirler ve yapılan diğer araştırmalarda da ilk araştırmaya benzer sonuçlar çıkar. Klasik müzik dinlemek o anda performansı arttırdığı görülür ama bunun etkisinin ilk araştırmada olduğu gibi en fazla yarım saat sürdüğü kayıtlara geçmiştir.

Araştırmanın ortaya çıkmasını sağlayan Rauscher bile bu gelişmeler karşısında büyük şaşkınlık yaşamakla birlikte bulgularının yanlış anlaşıldığını düşünerek: “Ben Mozart dinleyen insanların zeka düzeylerinde artış olacağını söylemedim. Söz konusu araştırmamın sonucunda Mozart dinleyen öğrencilerin uzamsal muhakemelerinin geçici bir süre için geliştiğine dikkat çektim. Oysa sanki ben Mozart dinleyen öğrencilerin IQ’lerinde kalıcı artışlar olduğunu söylemişim gibi algılanıyorum.” (Iğdebeli, A., 2010). Günümüze gelene kadar bunun gibi birçok çalışma yapılmıştır.

Duyar, M. ‘ın (2008) “Beyin Müzikleri-Müziğin Beyin Gelişimine Etkisi” adlı makalesinde paylaştığına göre de müzik eğitimine küçük yaşta başlayan çocukların beyinlerinin sağ ve sol yarım küresini bağlayan “corpus callosum” ağının, müzik eğitimi almamış çocuklara oranla, daha kalın olması da müzik ve beyin eğitimi ilişkisini bir başka açıdan göstermektedir. Çünkü beynin sağ ve sol yarım küresinin iletişimi tamamen “corpus callosum” aracılığıyla olmaktadır. Bu da çocukların beyinlerini geliştiren bir eğitim programının 3 ile 7 yaş arasında başlaması gerektiğini onaylayan bir sonuçtur. Hatta Schlaug vd., (2005)’nin çalışmasından aktaran Ayata ve Aşkın’ın (2008) makalesinde paylaştığına göre bazı araştırmacılar müzik eğitimine yedi yaşından önce başlamanın beynin gelişiminde belirgin farklar yarattığını öne sürmektedirler.

Müzik eğitimine başlayan birey, düzenli ve aralıksız bir çalışma ile iki elin koordineli çalışmasını öğrenmenin yanı sıra (enstrümana göre farklılık gösterebilir) müzikal sembolleri algılamayı ve zamanla bu sembolleri enstrümanı ile müziğe (sese) dönüştürürler. Bir bestecinin eserini, onun istediği gibi doğru tempo ve nüanslar çalabilmenin yanında da, zamanla doğru notalarda çalabilmek için işitsel yeteneğini geliştirir. Bu bahsettiğimiz süreç de bireylere göre farklılık göstermektedir ama araştırmaların yanı sıra tecrübelerimizi de göz önünde bulundurarak erken yaşta müzik eğitimine başlayan bir öğrencinin, bir yetişkinden daha iyi ve kalıcı bir eğitim süreci geçirdiği gözlenmiştir.

Müzik dinlediğinizde, buna beyninizin birden çok bölgesi dahil ve aktif olur. Ama aslında bir enstrüman çaldığınızda bu etkinlik bütün bir beyin egzersizine dönüşür. Peki neden? Anita Collins, bir müzisyenin enstrüman çalarken beyninde patlayan havai fişekleri anlattığı ve bu zihinsel egzersizin uzun dönemli olumlu etkilerini incelediği videoyu da bu yazının sonunda mutlaka izlemeliyiz.

https://www.youtube.com/watch?v=R0JKCYZ8hng

Ekin TOKATLI

KAYNAKLAR

AYATA, E., AŞKIN, C. (2008). Müziğin Beynin Bilişsel Fonksiyonlarına Olan Etkisi, İtü Dergisi/B Sosyal Bilimler, Cilt:5, Sayı:2, 13-22, Aralık 2008

DUYAR, M. (2008). www.megahafiza.com/beyin-muzikleri-muzigin-beyin-gelisimine-etkisi.asp  sitesinden 17.08.2018 tarihinde alınmıştır.

IĞDEBELİ, A. (2010) https://www.xing.com/communities/posts/mozart-sifa-dagitiyor-dot-dot-dot-1004148031 sitesinden 17.08.2018 tarihinde alınmıştır.

ULUĞBAY, S. (2013). Müzik Eğitiminin Çocuk Zekâsına Olan Etkileri, Eylül 2013, Cilt:21, No:3, Kastamonu Eğitim Dergisi, 1025-1034