Bilim Ofisi | Psikolojinin Sönmeyen Yıldızı Freud’un Kişilik Kuramı
396
post-template-default,single,single-post,postid-396,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Psikolojinin Sönmeyen Yıldızı Freud’un Kişilik Kuramı

En önemli kişilik kuramcılarından olan Sigmund Freud’un kişilik kuramı üç ana başlıktan oluşmaktadır. Bunlar sırasıyla;

Topografik Model

Yapısal Model

Psikoseksüel Model

YAPISAL KİŞİLİK KURAMI NEDİR?

Freud kişiliği açıklamada, topografik modelin (bilinç, bilinç öncesi, bilinçaltı) yetersiz ve yüzeysel kaldığını anlayınca bu kurama yeni bir boyut getirerek, 1923 yılında “Zihin üç parçadan oluşur.” teorisini ortaya attı. Böylece; İd, Ego, ve Süperego Freud ile anlam kazandı.

İd: Alt benlik

Ego: Benlik

Süperego: Üst benlik

Aslında hepimizin günlük hayatta çok kez karşılaştığımız ve kullandığımız ego kavramı Freud’un yapısal kişilik kuramından ortaya çıkmıştır.

  • Yapısalcı kuram benliği, id, ego ve süperego olarak 3 boyutta incelemektedir.

İD

İd, temel ihtiyaçları karşılamadan sorumludur. İlkel bir kişilik birimidir. Herkeste doğuştan var olan bazı duyguları kapsayan birimdir, büyüdükçe deneyimlerine bağlı olarak ego ve süperego katmanları da gelişir.

İd’in diğer iki katmana baskın olduğu durumlarda birey, sadece kendi yaptıklarına karşı hoşgörülü olur, haz ilkesine göre hareket eder, yeme-içme ve cinsellik gibi haz duygularının peşinden koşar ve tamamen hazza ulaşmak isteyip acı çekmekten kaçınmakla birlikte kendisine zor gelen durumlarda da saldırgan davranışlar sergiler.

İd; istediği her şeye sabırsızlıkla, o anda sahip olmak ister ve bilinç dışındadır.

EGO

İd, bencil isteklerini toplumun kabul gördüğü ölçüde uygulamaya çabalayan veid’i denetimi altında tutmaya çalışan kişilik birimidir.

Ego id’in isteklerini gerçeklik ilkesine uyaran kid ile gerçek dünya arasında köprü görevi görür ve doğru zamanı bekler. Mantıklı ve gerçekçi düşünmeyi ön plana çıkarır.

İd, “istediğim şey hemen olsun” emrine karşı, ego “koşullar uygun olursa eğer sana istediğini verebilirim” der. Ego, id’i koşullar uygun olana dek engeller fakat bu ego’nun, id’in isteklerine karşı olduğu anlamına gelmez.

Ego ne kadar id ile çelişki halinde olsa da  id’in isteklerinin yerine gelmesi için uğraşır fakat toplumun düşüncelerini de göz ardı etmez. Denge ve uzlaşmayı sağlamaya çalışır. İd ile Süperego arasında arabuluculuk görevini üstlenir.

SÜPEREGO

Süperego, bireyin davranışlarını ahlaki bir süzgeçten geçirerek bireye olumlu ya da olumsuz bir duygu bildirir. Bu bildiriler sonucunda birey kendini vicdani olarak rahat ya da gergin hisseder. Aile içindeki kurallar, toplumsal kurallar ve ahlaki kurallarla şekillenir. İd ile sürekli olarak çatışma halindedir. Yaptığı her hareketi yoğun şekilde sorgular. Ahlaklı olmadığı zamanda bile ahlaklı görünmek için uğraşır.

Süperego, ahlaki değerlerden oluşur ve vicdan kavramını simgeler. Süper egonun baskın olduğu bireyler katı kuralları olan mükemmeliyetçi ve her zaman en iyisi olmak isterler olmadığında ise yetersizlik ve başarısızlık duygusu hissederler.

Şimdi bu kuramı size bir hikaye ile daha somut şekilde anlatmak istiyorum.

Buzdolabında çok güzel bir yaş pasta var fakat anneniz onu akşam misafirler geldiğinde ikram edeceğini söyledi.

İd olsa, bu pastanın tamamını yerdi.

Ego olsa, kimse görmediği anda bir parça yerdi.

Süperego ise pastayı yemezdi. J

Öneri

Sigmund Freud’u daha iyi anlamak ve bu kuramların nasıl bir ortamda çıktığını, Freud’un bu aşamada neler yaşadığını merak ediyorsanız, Genius of the Modern World dizisinin 3. Bölümü’nü izleyebilirsiniz.

Özge Serin

KAYNAKLAR

Kişilik ve İletişim Tipleri – Çetin Murat Hazar

Psikanaliz Kuramı ve Özellikleri – Necla Tuzcuoğlu