Bilim Ofisi | Tanı Test Karışıklığı İle Duraksayan Son Teknoloji Kanser İlaçları
429
post-template-default,single,single-post,postid-429,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Tanı Test Karışıklığı İle Duraksayan Son Teknoloji Kanser İlaçları

Hekimler hangi hastaların yakın zamanda onaylanmış bir tedaviye cevap verme yatkınlığı olduğunu belirlemek için mücadele ediyor.

Geçtiğimiz yıl onaylanan ve bir dönüm noktası olan kanser ilacı bazı tümörlerin tedavisinde uzun süredir beklenen bir değişikliği haber veriyor gibi görünüyordu. Tedavideki bu değişiklik kanserin ilk olarak kök saldığı dokudan ziyade moleküler işaretleyiciler temelinde seçilen ilaçlar ile sağlanmaktadır. Ancak klinisyenler ve araştırmacılar bu teoriyi uygulamaya koymak için mücadeleler vermektedirler. İlacın kendisi çeşitli tümör tiplerinde iyi çalışmasına rağmen, moleküler belirleyicileri tanımlamak için kullanılan bazı testler sonuç vermemektedir.

15 Nisan’da Chicago, Illinois’deki Amerikan Kanser Araştırmaları Derneği yıllık toplantısında, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (FDA) araştırmacıları ve temsilcileri durumun en iyi nasıl ele alınacağını tartıştılar. “Yanlış bir negatif sonuç alırsanız, o hastaya tedavi veremezsiniz, bu korkunç. İşte bu yüzden böyle bir tartışma var.” Diyor: New York şehrindeki Memorial Sloan Kettering Kanser Merkezi’ndeki bir onkolog olan Zsofia Stadler.

Söz konusu ilaç, pembrolizumab (Keytruda), vücudun tümörlere karşı bağışıklık yanıtlarını ateşleyerek çalışır. İlk olarak 2014 yılında FDA tarafından melanom tedavisi için onaylanmıştır, o zamana kadar, akciğer kanseri de dahil olmak üzere avuç dolusu kanserin tedavisine devam edilmiştir. Ancak geçen yıl araştırmacılar, tümörlerinin engellendiği bir DNA onarım sistemi olan hastaların, tümörün nereden kaynaklandığına bakılmaksızın ilaca cevap verdiğini bildirdiler. [i]Hasarlı DNA, bağışıklık sisteminin potansiyel istilacıları hedefleyebileceği mutant proteinler verebilir. Bilim adamları bunun, pembrolizumab tarafından serbest bırakılan bağışıklık hücrelerinin tümörü bulma ve saldırma olasılığını artırdığını düşünüyor.

Karışık Sonuçlar

Mayıs 2017’de FDA, New Jersey’deki ilaç devi Merck Kenilworth’e, pembrolizumab’ı, söz konusu DNA onarım defekti olan herhangi bir katı tümöre sahip ileri evre kanserli insanlara pazarlamaya izin verdi. San Diego California Üniversitesi’nde onkolog olan RazelleKurzrock, “Bu kesinlikle bir atılım onayıdır. Hastalarımızda bazı dramatik tepkiler gördük.” Diyor. Ancak Colombus’daki Ohio Eyalet Üniversitesi’nden genetik danışman Heather Hampel bu kusurdan kaynaklanan DNA hasarını aramak için yaygın olarak kullanılan üç çeşit testin çelişkili sonuçlar doğurabileceğini söylüyor. Biri genomun belirli bölgelerini güçlendiren bir PCR’ye dayanır; ikincisi belirli proteinleri arar ve üçüncüsü DNA dizilişine dayanır. “Hangisi en iyisi? Herhangi bir testte pozitif bir şey var mı? Bu hepsini denemeniz gerektiği anlamına mı geliyor? Kimse pembrolizumabdan yararlanabilecek bir hastayı kaçırmak istemiyor.” diyor. Hampel.

New Brunswick’teki New Jersey Rutgers Kanser Enstitüsü’nün doktoru ve kanser araştırmacısı Shridar Ganesan bazı testlerin bazı dokularda diğerlerinden daha iyi çalışabileceğine dair işaretler olduğunu söylüyor. PCR analizleri, örneğin, mikro uydular(dna’nın kendini tekrarlayan dizilimi , akrabalık testlerinde kullanılan küçük dna sekansları) olarak adlandırılan DNA’nın belirli bölgelerindeki değişiklikleri araştırır. “Belirli mikro uydular bazı dokularda diğerlerine göre daha fazla hasara eğilimli olabilirler.” der Shridar Ganesan.

Zsofia Stadler, DNA’nın değişme derecesinin dokudan dokuya da değişebileceğini belirtmektedir. Örneğin, kolon kanserleri birçok mutasyonu biriktirme eğilimindedir, oysa adrenokorteksteki tümörler genellikle daha azdır. Zsofia Stadler, bu durumun daha az mutasyona sahip dokularda yanlış negatif sonuçlara yol açabileceğini söylüyor.

Karmaşık Gelecek

İleride bazı doku-agnostik ilaç onayları için, özellikle DNA onarım defektlerine dayanan benzer komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Bu, DNA onarımında yer alan iki genin mutasyonlarından kaynaklanan meme ve yumurtalık kanserleri için halihazırda ABD’de onaylanmış PARP inhibitörleri olarak adlandırılan ilaçları içerebilir: BRCA1 veya BRCA2. Araştırmacılar, PARCH inhibitörlerinin, BRCA1 veya BRCA2 mutasyonları sebebiyle olmasa bile, benzer DNA onarım kusurlarını taşıyan herhangi bir katı tümörde çalışıp çalışmayacaklarını araştırmaktadır. Bu tür tümörlerde DNA hasarı kalıplarını tanımlamak için birden fazla test var, diyor. Heather Hampel. Ayrıca, bir tümördeki genel mutasyon sayısının, pembrolizumab gibi immünoterapilere yanıt verme olasılığını gösterebileceği kanısına varılmıştır. “Bunun için testler de karmaşık olabilir.” diyor Zsofia Stadler. Houston’daki Teksas Üniversitesi MD Anderson Kanser Merkezi’nde onkolog olan Michael Overman araştırmacıların hangi testlerin hangi kanser türlerinde en iyi çalıştığına dair elde ettikleri veriler sayesinde bu konuların bir kısmının üzerinin ütüleneceğini belirtiyor. Ancak FDA’e göre, moleküler işaretleyici testlerle sorunları çözmek için daha fazla kanıt beklemek yerine onay ile ilerlemek daha akıllıca bir yöntemdi. “Hala birçok açık soru var, ama tedavi son derece iyi gidiyor. Bunu yapmak doğru şeydi.” Diyor. Michael Overman.

Türkçe Çeviri: Zeynep Eş

REFERANSLAR

By Ledford, H (2018, April 9). Cutting Edge cancer drug hobbled by diagnostic test confusion. Retrieved from https://www.nature.com/articles/d41586-018-03862-6