Bilim Ofisi | Gastronomi ve Sinestezi
470
post-template-default,single,single-post,postid-470,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Gastronomi ve Sinestezi

Birleşik duyum ya da duyum ikiliği olarak Türkçeleştirilmiş sinestezi kelimesinin kökeni 19. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Eski Yunanca’daki ‘syn’ (birlikte) ve ‘esthesia’ (his, algı) kelimelerinden oluşturulan terim ilk kez 1891 yılında kullanılmıştır. Sinestezi, farklı duygusal algıların birleşmesi sonucu oluşmaktadır. Sinestezide bir kişi renkleri işitebilir, şekilleri tadabilir ya da başka duyusal karmaşaları yaşayabilir. Bu kişiler haftanın günlerine renk, aylara cinsiyet ya da harflere tat atfedebilir. Bu duyum ikiliğinin sebebi nedir?

Dr. Eagleman’a göre sinestezi, beynin duyu bölgelerinde artmış olan diyaloğun bir sonucudur. Yani sinestezide algılar istemsiz ve otomatik olan, aynı zamanda değişime uğramayan algılardır. Öyle ki, kişi kare şekli ile ekşi tadı eşleştirmiş ise bu hep aynı kalır.

Biz insanlar çok algılı bir dünyada yaşayan canlılarız. Beynimiz yaşadığımız çevreyi anlamak için, sürekli olarak farklı algılamalardan gelen bilgileri birleştirerek anlamlandırmaya çalışır. Örneğin beyinde bir tadın oluşması için, yenilen yiyecekten alınan %80 oranında koku ile %20 oranında tat algısının birleştirilmesi gerekmektedir. Bu durum sinestezik kişiler için de normal bireyler için de aynıdır. Fakat kahve tadının bir şekle sahip olması yalnızca sinestezik bireylerde ortaya çıkan bir durumdur.

Bugüne dek yapılan çalışmalardan elde edilen bilgilere göre, sinestezinin yaratıcı düşüncenin altında yatan bir neden olabileceğini ve daha çok sanatçılar arasında yaygın bir şekilde görülebileceğini ortaya koymuştur. Prof. Dr. Sinan Canan’ a göre; birçok ressam, edebiyatçı, bilim insanı ve sanatçı gibi toplumda öne çıkan bireyler, doğrudan fark etmeseler de diğer kişilerden farklı olarak sinestezi becerilerinden faydalanıp yaratıcılıklarını güçlendirebilmektedirler. Aynı zamanda yaratıcılıklarını ortaya koyan beyinlerin herkeste mevcut olmayan sıra dışı bağlantılara sahip olmaları gerektiğini de vurgulamıştır.

Diğer yandan günümüzde gastronomi alanının gelişip yaygınlaşmasıyla şefler de artık bir sanatçı olarak görülmekte. Bu sebeple gastronomi alanında yaratıcılık anlayışı da değişmekte. Yeni malzemelerin eşleştirilmesi ve yeni pişirme tekniklerinin geliştirilmesinden yeni tat kombinasyonlarının oluşturulmasına kadar modern şefler, sınırlarını zorlayarak bilgi ve becerilerinin gerektirdiğinden daha fazlasını yapmaya başladılar. Bunun sonucunda, somutlaştırılabilen doğası nedeniyle, gastronomi alanının aynı zamanda insan yaratıcılığını anlamak için harika bir alan sunabileceği fikri ortaya atıldı. Öte yandan Spence ve arkadaşları tarafından işin içine tüm duyular girdiği için, belki de sinestezinin en çok görülebileceği alanın gastronomi olduğu iddia edildi.

Şeflerin evrimi ve modern pişirme tekniklerinin gelişmesiyle ortaya farklı ürünler çıkmaya başladı. Sadece iyi bir yemek yapmaktan ziyade, modern şefler artık tat, koku, doku ve görselliği birlikte kullanmakta. Bu durum, gastronomi ve sinestezinin bağlantısını ortaya koymak için bir temel niteliğinde. Dünyanın en iyi şeflerinden olan Andoni Luis Aduriz, konuya örnek olarak, moleküler gastronomi tekniklerini kullanarak, nehir taşı gibi gözüken bir patates oluşturmuş. Bu deneyle tat, görsellik ve dokunma ile çok algılı bir deneyim sunmayı amaçlamıştır.

Yeni gelişen bir alan olarak gastronomi, henüz yolun başında. Buna rağmen hem modern şeflerin hem de akademisyenlerin katkısıyla hızla büyüyor. Bu hızın sebebi aslında bazı kimyagerler ve fizikçilerin (bkz. HerveThis ve Nicolas Kurti gibi) alana dâhil olmaları. Gastronominin bilimle buluşması çok yeni olmasına rağmen şimdiden nöro-gastronomi, gastro-fizik, moleküler gastronomi gibi birçok alt alan oluşmaya başladı. Bu alt alanların temeli de elbette ki algılara dayanmakta. Zira gastronomi deyince başta tat ve koku olmak üzere diğer algıların da işin içinde olmaması mümkün değil.

Sinestezi ve yaratıcılık hakkında belli başlı iddialar mevcutken; gastronomi alanının da çok disiplinli bir alan olması ve doğası gereği şeflerin çok algılı bir niteliğe sahip olmaları göz önünde bulundurulduğunda ortaya yeni bir soru çıkıyor: Yaratıcı şefler de sinestezi olabilir mi? Tıpkı iyi bir ressam, besteci ya da matematikçi gibi. Eğer öyleyse gastronomi alanında ortaya çıkacak çok daha ilginç fikirler var demektir!

Yazar:Ayşe Şahin

REFERANSLAR

Aduriz, A. L.,Vergara, J., Lasa, D., Oliva, O., Perise, R. (2012). CulinaryTrompe-l’oeil: A  New Concept in Coating. International Journal of GastronomyandFoodScience, 1,         70-77.

Canan, S. (2018). Renklerin Sesi veya Kelimelerin Kokusu: Sinestezi. nBeyin, 5, 72-76.

Crisinel, A. S.,Spence, C. (2010). As Bitter as a Trombone: SynestheticCorrespondences in             NonsynesthetesBetweenTastes/Flavorsand Musical Notes. Attention, Perceptionand            Psychophysics, 72(7), 1994-2002.

Eagleman, D. (2017). Incognito Beynin Gizli Hayatı. İstanbul: Domingo Yayınevi.

Roldan-Riejos, A. ve Plaza, S. M. (2015). A Taste of the Technical Cuisine: MetalsandOther     Ingredients. ProcediaSocialandBehavioralSciences, 178, 201-206.

Spence, C, Youssef, J.,Deroy, O. (2015). WhereAllTheSynaesthetic Chefs? Flavour, 4(29),        1-5.

Spence, C.,Gallace, A. (2011). TastingShapesandWords. FoodQualityandPreference, 22,            290-295.

Web: https://www.merriam-webster.com/dictionary/synesthesia. Erişim Tarihi: 27.08.2018.