Bilim Ofisi | Sosyal Medya Kullanımının Ergen Beyni Üzerindeki Etkileri
477
post-template-default,single,single-post,postid-477,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Sosyal Medya Kullanımının Ergen Beyni Üzerindeki Etkileri

Sosyal medyayı ne kadar zamandır kullanıyoruz? Hayatımıza bu kadar tesir eden sosyal medya kullanımı davranışlarımızı nasıl şekillendiriyor? Ergenlik dönemindeki riskleri neler olabilir?

Sosyal medya diğer insanlarla network oluşturmak, iletişim halinde olmak ve bilgi almak, bilgi paylaşmak adına kullandığımız bir sistemdir. Teknoloji ilerledikçe çeşitliliği artmakta ve zaman geçtikçe sosyal medya kullanım yaşı düşmektedir. Bu sistemin avantajları ve dezavantajları olmakla birlikte özellikle ergenlik döneminde bilinçli olunmadığı zaman dezavantajları daha bariz görülmektedir. Normalde kapımızın önünde herkesin görebileceği kişisel bir fotoğrafımızı veya kişisel bilgilerimizi sergilemeyeceğimiz gibi gün içinde yediğimiz bir yemeyi de kimseye haber verme gereği duymayız, ancak günümüzde sosyal medya kullanırken özel hayatımızı hiçe sayıyoruz ve bunu normalleştiriyoruz. İnsanlarla kolay bir şekilde etkileşim kurduğumuzu sanıyoruz ancak aslında bizi yalnızlaştırmakta, bizi “benmerkezci” bireyler yapmakta ve iletişim sıkıntısı çekmeye zemin hazırlamaktadır.

Sosyal medya sayesinde dünyanın bir ucundaki bilimsel gelişmelerden, sanat etkinliklerinden haberdar olabiliyoruz ve kendimizi geliştirebileceğimiz birçok bilgi edinebiliyoruz, buna rağmen özellikle belirli yaş gruplarında daha riskli olmakla birlikte iletişim sıkıntıları, davranışlarımızın farklı yönde şekillenmesi ve sosyal olarak bizi etkileyen tesirleri bulunmaktadır.

ERGEN BEYNİNE ETKİLERİ VE RUH SAĞLIĞI

Beynimizin her bir hemisferinde 4’er lob vardır, bu loblardan biri Frontallob’dur. Beynin kortikal yapısında beyin bölgeleri birbirleriyle etkileşim halinde çalışırlar, ancak bu yapıların temel işlevleri vardır. Frontal lob temel olarak akıl yürütme, muhakeme, karar verme, empati, dürtü kontrolü, dış dünya ile iletişim, davranışların planlanması, duyguların baskılanması gibi özellikle sosyal durumlarda nasıl davranacağımızı sağlayan, farkındalık kazandıran, kişilik özelliklerimizi etkileyen en önemli bölgedir.

Prefrontal lob, frontal lobun ön kısmıdır ve bireyin ergenlik döneminin sonuna kadar gelişmeye devam eder, dolayısıyla ergenlik dönemi özellikle davranışların oluşması, kişisel gelişim ve uyum sağlama süreçlerinde en kritik ve riskli dönemdir. Ergenlik döneminde akranlardan onay alma ihtiyacı, kimlik karmaşaları gibi nedenlerden dolayı ergen birey uyum sağlama ihtiyacı hisseder, hayatımızın bir parçası haline gelen sosyal medya da dolayısıyla en çok prefrontal gelişimi hâlihazırda devam etmekte olan ergen bireylerin davranışlarını etkiler.

Onay alma ihtiyacı sosyal medyaya da yansır, yapılan araştırmalarda like alınmadığı zamanlarda insanlar depresyona girebiliyorlar, onay alınmadığında ya da zorbalığa uğradıkları zamanlar kaygıya girebiliyorlar ve en çok ergenler etkilendiği için en çok ergenler bu sebepten psikolojik problemler yaşayabiliyorlar.

Örneğin değişen güzellik algıları sosyal medyaya da yansımakta ve normalde zorbalık yapılmayacak bir durum sosyal medyada zorbalık hedefi durumuna gelebildiği için kilolu olduğu yönünde zorbalığa uğrayan bireyler ‘Anoreksiya Nevroza’ hastalığına kapılıp Bulimia, Atipik yeme bozuklukları gibi çeşitli yeme bozukluğu hastalıklarından etkileniyorlar veya zorbalıktan dolayı depresyona girip intihar edebiliyorlar.

KİMİN İÇİN YAŞIYORUZ?

Sosyal medya gerçeklik algılarımızı derinden etkilerken, gençler başta olmak üzere sosyal medya normlarına uyum sağlamak bir görev haline geliyor. UCLA’da yapılan bir araştırma sonucunda sosyal medyada fotoğrafımız çok beğeni aldığındaki beyin aktivasyonlarıyla,  para kazanma, sevdiğimiz bir yemeği yediğimizdeki beyin aktivasyonları fMRI’da aynı çıkmıştır.

Bir fotoğraf veya herhangi bir şey paylaşılıp karşılığında like alındığında, fotoğraf gibi bir paylaşım yapma davranışımız pekişir. Like almak için paylaşım yapma davranışı arttırılır. Sosyal medyadaki güzellik algısı, yeni ‘akımlar’ konusunda dinamik olduğu için bu sürece uyum sağlamak adına ergen bireyler başta olmak üzere bu değişime ayak uydurulmaya çalışılır ve bilinçsizce de olsa benimsenir, davranışları şekillendirir. Bu durum da kendi gerçekliğimizden kopup başka bir gerçekliği yaşamaya iter.

Peki, anormal davranış veya düşüncelere nasıl sebep olabilir? Yapılan araştırmalarda sosyal medyayı en aktif kullandığımız akıllı telefonlarımızdan uzak kaldığımızda anlamlı miktarda kaygı, panik hali, gerginlik görülmektedir. Dolayısıyla her an elimizin altındadır ve sürekli kontrol etme ihtiyacı hissederiz. Bu da bizi bağımlı hale getirebilir.

Sürekli kontrol etme ihtiyacı ilişkilerimizi de olumsuz etkiler ve iletişimimizi yozlaştırır. Her bilgi çok rahat paylaşıldığı için ve el altında olduğu için karşımızdaki insanı kontrol etme çok kolay bir hale gelir ve sağlıksız bir şekilde insanlar ‘stalklanmaya’ başlanır, güvensizlik ve kaygı ilişkileri olumsuz etkiler. Trajik bir anı ya da mutlu bir anı yaşamak yerine sosyal medyada paylaşılma ihtiyacı hissettirir ve anda yaşamamızı engeller, ilişkiler yapaylaşır. Ve zamanla kendimiz için değil sosyal medya normları için yaşamaya başlarız.

Aynı zamanda kişilik bozuklukları da tetiklenebilir. Beğenilme, onay alma davranışları pekiştirildiklerinde Narsistik Kişilik Bozukluğu veya semptomları görülebilir, zorbalığa uğradığında veya beğenilmediğini düşündüğünde özsaygısını yitirip bu konuda paranoya geliştirebilir.

Yazar:Gülce Uzonur