Bilim Ofisi | Stanford Hapishane Deneyi
540
post-template-default,single,single-post,postid-540,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Stanford Hapishane Deneyi

Bilim dünyasında yapılan araştırmalar sayesinde yeni bilgiler elde edebiliyor, buluşlar yapabiliyoruz. Psikoloji alanında yapılan araştırmalar da büyük oranda bilim dünyasına katkı sağlıyor. Ancak öyle deneyler var ki; her ne kadar günümüzde isimlerinden sıkça söz ettirseler dahi, katılımcılarında oldukça olumsuz izler bırakmış ve psikoloji tarihinin kara sayfalarına imzalarını atmışlardır.

Bahsi geçen deneylerden biri 1971 yılında Amerikan psikolog Philip Zimbardo tarafından yapılmıştır. Deneyin amacı hapishane koşullarının, gardiyanların ve tutukluların ruhsal sağlığını ve davranışlarını nasıl etkilediğini, hapishanedeki kötü muamelenin nedenlerini bulmak ve bireylerin sosyal rollere nasıl tepki verdiklerini açıklayabilmektir. (Özgü, Topaç, 2017, s.43) Bu doğrultuda, yapılan teslerle birlikte gönüllüler arasından Stanford Üniversitesi’nin sağlıklı 24 öğrencisi deneye katılımcı olarak alınmıştır.

Rastgele iki gruba ayrılan katılımcılardan 12’sine gardiyan rolü verilirken, diğer 12’li grup mahkûm olarak deneyde rol almıştır. Gerçek bir hapishane atmosferinin yaşanmasına özen gösterilmiş ve mahkum rolündeki katılımcılara gerçek mahkumlar gibi muamele edilmiştir. Gardiyanlara deney boyunca giymeleri için üniformalar verilmiş, girişte parmak izleri alınan ve fotoğrafları çekilen mahkûmlar üçerli gruplar halinde hücrelere yerleştirilmiştir. Ayrıca gardiyanlara ahşap coplar ve göz kontağını engellemek için yansımalı gözlükler de verilmiştir.

2 hafta sürmesi planlanan bu deneyde gardiyan rolündeki katılımcıların hareketlerinde ciddi değişimler tespit edilmiştir. Gardiyanların tek yasağının fiziksel ceza olduğu deneyde, sahte bir düzende de olsa otoriteyi ele alan katılımcılar; etik, erdem gibi insani özelliklerini bir kenara bırakarak olmadıkları, vahşi bir kimliğe bürünmüşlerdir. Gardiyan rolündeki katılımcıların kontrolden çıkması ve makum rolündeki katılımcıların travmatize olmasından dolayı 2 hafta sürmesi planlanan deney 6. günde sonlandırılmıştır.

Halsam ve Reicher’a göre bu deney olası toplumsal değeri normal, sağlıklı ve eğitim görmüş genç insanların otorite baskısı altında duygu, düşünce ve davranışlarının çarpıcı bir şekilde değişebileceğini göstermiştir. (alıtılayan Özgü, Topaç, 2017, s.43) Ayrıca deney, otorite elinde olduğunda bir insanın nasıl etik değerlerinden ve inançlarından sıyrıldığını da gözler önüne sermiştir.

Deneyden sonra katılımcıların yalnızca onlardan istenenleri yaptıklarını ve rollerini oynadıklarını belirtmeleri sorumluluğun olmadığı ve rasyonel eleştirinin yapılmadığı ortamlarda kişilerin nasıl kontrolden çıkabileceklerini göstermektedir.

Stanford Hapishane Deneyi, birçok yönüyle olumsuz eleştiriye açılmıştır. Bunlardan biri, elbette ki, deneyin katılımcılarına verdiği psikolojik zarardır. Katılımcıların 6 gün boyunca yaşadıkları olayların zihinlerinde travmatik yaralar açması çok muhtemeldir. Ayrıca deneyin gözleme dayalı bir saha deneyi olması da bilimsel açıdan geçerliliğini çok kuvvetli kılmamaktadır.

Sonraki deneyler Stanford Deneyinin başlangıcında gardiyanlara daha katı yönergeler verilmesinin deneyin gidişatını olumlu yönde etkileyebileceğini göstermiştir. Deney tüm katılımcılara psikolojik zararlar vermesi ve çarpıcı sonuçlarıyla; birçok tartışmayı beraberinde getirmiş, alanda popülerlik kazanmıştır.

Referanslar:

Martyn Shuttleworth (Jun 22, 2008). Stanford Prison Experiment. Retrieved Oct 18, 2018 from Explorable.com: https://explorable.com/stanford-prison-experiment

ÖZGÜ, G. TOPAÇ, H. (2017) Psikolojide Yapılan Etik İhlallerin Sinemada Yansıtılması Bağlamında “Deney” Filminin Değerlendirilmesi, AYNA Klinik Psikoloji Dergisi, 4(1), s.43

 

Yazar:Zeynep Şevval Büyükizgi