Bilim Ofisi | Sosyal Evrim ile Gelişen Fiziksel Evrim
586
post-template-default,single,single-post,postid-586,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Sosyal Evrim ile Gelişen Fiziksel Evrim

Devletler ve Irklar

İnsan, yapısı gereği sosyal bir varlık olarak diğer insanlarla bir arada yaşamaya alışmış ve birlikte hareket ederek yaşamlarını daha kolay bir hale getirmiştir. Tıpkı doğada diğer canlılarda farklı örneklerini gözlemlediğimiz gibi, farklı çevresel koşullara maruz kalan bu topluluklar; geride bıraktıkları insanlardan veya yeryüzünün diğer bölgelerinde hayatlarını sürdüren diğer kardeşlerinden yapı ve görünüş itibarıyla farklılaşmıştır. Bu durum aynı zamanda davranışsal olarak da birbirlerinden farklılaşmalarına sebep olmuştur. Buna uygun olarak topluluklarını farklı şekillerde düzen ve koruma altına almışlardır.

Amerikan antropolog Carleton Coon’a göre, insanlar iskelet yapısına göre 5 temel ırka ayrılıyor ve diğer tüm ırklar bu ırkların birbiriyle melezleşmesinden ortaya çıkıyor. Fakat Coon tarafından 5 temel ırk sayılan Kafkas, Moğol, Kongo, Capoid ve Avustralya ırklarının temeli nereden geliyor?

Evrimde de, büyük dinlerde de farklı ırkların varolması söz konusu değildir. Din tek bir kadın ve erkekten geldiğimizi, evrim ise canlı türlerinin devamlılığını savunur. Bu sebeple farklılaşmış insanların yapılarına ırk değil, varyasyona uğramış aynı türün üyeleri diyebiliriz. Bu da yine evrimi savunur bir tezdir. Çünkü ten rengi bir doğal seçilimdir. İnsanlar arasındaki farklılıklar ırk değil, çevre koşullarına sağladıkları adaptasyondur.

İnsanların özel istemleri ile hareket etmesi ve bu istemleri gerçekleştirmek adına aynı istemlere sahip diğer insanlarla yardımlaşarak bir araya gelmesi ile topluluklar oluştu. Bu topluluklar dünyanın farklı bölgelerine uzanan yolculuklarında farklı çevre koşulları ile karşılaştı. Hayatta kalmak için hem fiziksel olarak vücutları, hem de zihinsel olarak psikolojileri bu koşullara adapte olmak zorunda kaldı. Buna örnek olarak, uzun süre soğuk iklim şartlarına maruz kalan topluluklar, göz kapaklarındaki yağ birikiminin artması ile daha çekik bir göz yapısına sahip oldu. Bu günümüzdeki asya topluluklarının neden batı topluluklarından farklı göz yapısına sahip olduğunu gösterir bir sebeptir. Fakat temelinde varyasyona uğramış bu topluluklar, aslında bizden ırk tabiri ile ayrılacak bir konumda değillerdi.

Bu ayrımı insanlar kendi sosyal evrimini gerçekletirerek sağladı. İnsan, birbirlerinden farklı istemler ile ayrılmış toplulukların dünyanın farklı noktalarına yerleşmesi ve kalabalıklaşması ile artık düzen için ortak bir irade oluşması gerektiğini fark etti. Fakat bu gruplaşmanın aralarında bu kadar farklılık getireceği tahmin edilemezdi.

Devletin nasıl oluştuğuna dair savunulan farklı görüşler olsa da, ortak amaç bu toplulukları bir düzen oluşturmak adına bir arada ve sistematik bir şekilde tutmaktı. Platon’a göre devletin oluşumu bir doğal süreç olarak mikroorganizma olarak nitelendirdiği insanın ihtiyaçlarından kaynaklı bir arada yaşama düzeni oluşturan bir makroorganizmaya dönüşmesiyle oluştu. Bu tez tıpkı evrim gibi doğal bir süreci savunuyordu. Tek bir cümle ile açıklamak gerekirse  Platon’a göre devlet, çevresel koşullardan kaynaklı kendiliğinden oluşan bir sistem yapısıydı. John Locke’a göre ise devlet, Platon’un kendiliğinden oluşmuş devlet anlayışından uzak bir şekilde devletin onu istemli kuran ‘’çıkarcı’’ insanların amaçlarının gerçekleşmesinde sadece bir yapıdan ibaretti. Aslına bakılacak olursa her iki görüşte de devlet, toplu bir şekilde yaşayan ve yerleşik hayata geçen toplulukların uyum ve güven ihtiyacı duymalarıyla oluşan bir düzen yapısını savunuyor.

Günümüzde devlet ve ırklara göre sınıflara ayırdığımız insanlar, yukarıda bahsedildiği üzere aslında aynı amaçlar uğruna farklı bölgelerde topluluk oluşturan insanların düzen kurmasından ibarettir. Irk kavramı, insanları birbirinden ayıran bir özellik olmaktan çok; bulunduğu bölgelerde uzun yıllar boyunca kalmaları ile varyasyona, yani çeşitlenmelerine sebep olmasıyla ortaya çıkmıştır. Bu oluşturdukları toplulukları ise belirli bir düzen içerisinde tutmak için, ‘’devlet’’ adı altında sistematik bir yapı haline getirmişlerdir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi, insanın topluluk psikolojisine göre kendi kendine psikolojik özellikler edinmesi (Örnek olarak Japonların genel olarak çalışkan olmalarının psikologlar tarafından onaylanmış bir toplumsal davranış biçimi olması gibi) evrim zincirine müdahale edebilmektedir.  Günümüzdeki farklı devletlerden ve farklı ırklardan insanların bu akışa göre evrilmesi ve birbirlerinden farklı olmalarının sebepleri aslında sadece yaşadığı çevre koşulları, ortak istemleri ile hareket etmeleri ve topluluk psikolojisinden kaynaklı aynı psikolojik özelliklere sahip olmalarıdır. Konunun temelinde ulaştığımız kaçınılmaz sonuç ise tek bir ırktan gelen insan; oluşturduğu topluluklar, bu toplulukların bulunduğu konumlar ve davranış biçimleri itibarıyla fiziksel ve sosyal olarak değişime uğramalarıdır.

Yazar:Akın Kayabaşı

Referanslar:

Kapak görseli, http://truthseekerway.blogspot.com/2015/01/existence-of-different-races-evidence.html

Yazı görseli, https://www.npr.org/2012/09/17/161278993/what-drove-early-man-across-globe-climate-change

The Origin of Races, Carleton S, Coon, 1963.