Bilim Ofisi | Engin Bir Deniz: İnsan Beyni
619
post-template-default,single,single-post,postid-619,single-format-standard,ajax_fade,page_not_loaded,,qode-title-hidden,qode_grid_1300,footer_responsive_adv,qode-theme-ver-16.6,qode-theme-bridge,disabled_footer_bottom,wpb-js-composer js-comp-ver-5.5.1,vc_responsive

Engin Bir Deniz: İnsan Beyni

Beyin, vücudumuzun en şekilsiz, en sırlarla dolu organıdır diyebiliriz. Tam da bu sebepten dolayı beyin; uzun yıllar boyunca keşfedilememiş, hakkında çok fikir sahibi olunamamış bir organdır. Ne mutlu ki günümüzde çeşitli yöntemlerle beynimizi tanımak ve işlevlerini öğrenmek mümkün fakat bugün de kafatasımızın içindeki peltemsi organın keşfedemediğimiz pek çok özelliği olduğunu biliyoruz.

Tarih boyunca beyni keşfetmek için çeşitli yöntemler kullanılmıştır. Bunlardan biri, tıp doktoru Franz Joseph Gall tarafından 18. Yüzyılda bulunmuş olup günümüzde geçerliliğini yitirmiş olan frenolojidir. “Frenolojide başın her bir kısmının çeşitli vasıfların merkezi olduğu kabul edilir. Gall, kafataslarındaki çeşitli çıkıntı ve girintilerin bazı özelliklere karşılık olduğuna dikkat çekmiş, aynı çıkıntılara rastlanan birçok kişide aynı özelliklerin olduğunu ileri sürmüştür. Gall’a göre bir müzisyene veya şaire kabiliyetini veren özellik bu çıkıntılarla ilgilidir.” (Çakıroğlu, 2015) Frenoloji her ne kadar döneminde oldukça popüler bir bilim olsa da günümüzde sahte bilim olarak nitelendirilmektedir. Bugün bilim insanları beyin araştırmaları için daha çok beyin görüntüleme cihazlarını kullanmaktadırlar. Yaygın olarak kullanılan beyin görüntüleme tekniklerine fMRI, SPECT, EEG ve MEG örneklerini verebiliriz. Bu teknikler farklı alanlarda farklı ölçümler için kullanılmaktadırlar ve her birinin belirli avantajları ve dezavantajları vardır.  Örneğin fMRI beyindeki hareketlerin beynin tam olarak neresinde olduğunu belirlemekte başarılıyken hızlı gelişen hareketlenmeleri bize sunamamaktadır. Bilim insanları bu teknikleri bir arada kullanarak her birinin avantajlarından faydalanmaya ve beyin hakkında daha çok bilgi edinmeye çalışmaktadırlar.

Günümüzde frenoloji sahte bilim olarak nitelendirilse de frenolojiye yakın bir bakış açısıyla beynin bölümlerinin farklı ihtiyaçlara hizmet ettiğini de biliyoruz. Beynimiz tek bir organ olsa da kendi içinde çeşitli bölümleri vardır ve her bölüm farklı bir amaca hizmet etmek üzere yaratılmıştır. Beyin yapımıza en dıştan baktığımızda göreceğimiz üç öğe beyin, beyincik ve beyin sapıdır. Beyin sapımız 500 milyon yıl önce evrimleşmeye başlamıştır ve yutkunma, soluk alıp verme, uyku, kalp ritmi gibi temel yaşamsal aktiviteleri düzenlemekle görevlidir. Beyincik ise denge ve kas kontrolünden sorumlu olup zarar görmesi durumunda sakarlık, kontrol güçlüğü gibi sorunlara yol açabilmektedir. Beyin yapımızın en büyük kısmı olan beynimiz kendi içinde de çeşitli bölümlere ayrılmıştır. Beynimiz sağ ve sol olmak üzere iki lobdan oluşmaktadır. Sağ lob vücudumuzun sol tarafını, sol lob ise sağ tarafını kontrol etmektedir. Yani beyninizin sağ lobunda bir hasar meydana gelirse vücudunuzun sol tarafı, sol lobunda bir hasar meydana gelirse vücudunuzun sağ tarafı işlev kaybına uğrayacaktır. Ayrıca beynimizin sağ lobu daha çok işitsel ve sözel aktivitelerde rol oynarken sol lobu ise analitik aktiviteleri yürütmekte başarılıdır. Bunun dışında beynimiz temporal lob, frontal lob, oksipital lob ve parietal lob olarak isimlendirdiğimiz dört farklı alanı bulunmaktadır.

Bu alanlar görsel yönetim, işitsel yönetim, hormon yönetimi vb. sorumlulukları yerine getirmektedirler ve her birinin hasar görmesi bedenimizi farklı şekillerde etkiler. Buna en güzel örnek ABD’li demiryolu işçisi Phineas Gage’in ilginç yaralanma hikayesidir. Gage çalışırken kafasına 1,5 metre uzunluğunda ve 30 cm kalınlığında demir bir kazığın girmesi beyefendinin kendisi için ne kadar üzücü olsa da bilim adına çok önemli bir hadiseydi. Demir kazık Phineas Gage’in ön beyin bölgesine (frontal korteks) girerek kafatasından dışarı çıkmıştı ve Gage kazadan dakikalar sonra kalkıp yürümeye başlamıştı. Tedavisinden sonra Gage garip davranışlar sergilemeye, sosyal açıdan kabul görmeyen bir insana dönüşmeye başlamıştı. Bunun sebebi ön beynimizin dürtü kontolü, ahlaki değerler ve irade gibi özelliklerimizi yönetmesidir. Gage’in ön beynine saplanan demir kazık nedeniyle bu yetisini kaybetmesi onu doğal olarak garip ve kabul görmeyen davranışlar yapmaya itmişti. Gage’in hayati bir tehlike olmadan yaşamına devam edebilmesi fakat karakter yapısında değişiklikler meydana gelmesi beynin her bölümünün farklı bir sorumluluğu yerine getirdiğini kanıtlar nitelikte…

Her şey bir yana beyin nasıl çalışır? Beyin hücrelerimiz nasıl iletişim kurarlar?  Beyin hücrelerimizin yani nöronların üç ana bölümü vardır: akson, dendritler ve hücre gövdesi. Nöronlar kendilerinden önceki nöronlardan dendritler aracılığıyla aldıkları sinyalleri hücre içinde bazı biyokimyasal değişikliklere uğratarak öncelikle aksan yardımıyla akson terminallerine, akson terminalleri (uçları) aracılığıyla da bir diğer nörona aktarırlar. İletişimin işleyişi de kabaca böyle sağlanmış olur.

Her insan beyninde ortalama 80-100 milyar arasında nöron bulunur ve bu nöronlar arasında akıl almaz bir iletişim vardır. Her birimizde ortalama aynı sayıda beyin hücresi olup bu beyin hücreleri birbirleriyle aynı şekilde iletişim kuruyor olmasına rağmen beyinlerimizin çalışma sistemi farklıdır. Bu da bizi biricik yapan özelliklerimizden biridir.

Beynimiz hakkında birkaç paragraflık bir yazı elbette yeterli değil. 21. yüzyıla kadar yapılmış ve hala yapılmaya devam eden çalışmalar dahi beyni tamamen tanımaya yetmiyor. Bu da sahip olduğumuz yaklaşık 1300 gramlık et kütlesinin muhteşemliğini vurgulayan en önemli özellik diye düşünüyorum.

Kaynaklar:

CANAN, S.(2017), Değişen Be(y)nim, İstanbul: Tuti Kitap

ÇAKIROĞLU, M.İ.(2015), Frenoloji Nedir? Tarihte ve Bilimdeki Önemi/Yeri Nedir?

WADE, C. TAVRİS, C. GARRY, M.(2015), Invitation To Psychology, New Jersey: Pearson     Education

Resimler:

https://www.tzv.org.tr/#/haber/530

https://sinirbilim.org/phineas-gage-vakasi/

http://www.milliyet.com.tr/yazarlar/prof.-dr.-e.-murat-tuzcu/beyin-kanamasi-2053580/

http://www.sanalbiyoloji.com/tr/index.php/ygs/ders-notlari/sinir-sistemi

http://docs.neu.edu.tr/staff/ruveyda.bayramoglu/NEUROPS%C4%B0KOLOJ%C4%B04_8.pdf

 

Sevgiler,

Yazar:Zeynep Şevval Büyükizgi